|

AVİCENNA ARI SÜTÜ

ENGİNAR KAPSÜLÜ

BEBE DOZ / ARI SÜTÜ
BAL + POLEN

AVİCENNA MDA 60LIK KAPSÜL

KÖPEKBALIĞI KIKIRDAĞI KAPSÜLÜ

AVİCENNA YEŞİL ÇAY 60LIK KAPSÜL

ARI SÜTÜ TABLET

ALIÇ BİTKİSEL KAPSÜL

AVİCENNA SARIMSAK 60LIK TABLET

EKİNEZYA BİTKİSEL TABLET

AVİCENNA RLX 60LIK KAPSÜL

SARI KANTARON (ST.JOHN WORT) KAPSÜL

AVİCENNA ALIÇ 60LIK TABLET

ÇOCUK MACUNU
Bal + Bitki + Baharat Karışımı

GİNSENG BİTKİSEL ŞİŞE KAPSÜL

AKSUVİT

SPİRULİNA KAPSÜLÜ

AVİCENNA İDEAL FORM MACUN

AKSU VİTAL ÇİLEK KARIŞIMLI DOĞAL BAL

ŞİFALI BİTKİLER
DR. ADİL ASIMGİL

AİLE VE YAŞAM SETİ
|
ARI
ÜRÜNLERİ BAL, POLEN, PREPOLİS, ARISÜTÜ...
BAL Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal
arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde
yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü
maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine
depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır. Tanımından da
anlaşılacağı üzere bal saf ve doğal olmalı, hiçbir katkı maddesi
veya kalıntı içermemelidir.
Balın Sınıflandırılması Balın sınıflandırılması üretim ve pazarlama şekline ya da kaynağına
göre yapılmaktadır. Üretim ve pazarlama şekline göre bal; süzme ve
petekli, elde edildiği kaynağa göre ise çiçek ve salgı balı olarak
sınıflandırılabilir.
Çiçek balı; genellikle bitkilerin çiçeklerinde bazen de kiraz,
bakla, pamuk, ve şeftali gibi bitkilerin yaprak sapı ve gövdelerinde
bulunan nektar bezlerince salgılanan nektarın arılar tarafından
toplanması ile oluşturulan baldır.
Salgı balı; çam, meşe, kayın ve ladin gibi orman ağaçları üzerinde
yaşayan böceklerin salgıladığı tatlı salgıların arılar tarafından
toplanması ile oluşturulan baldır. Ülkemiz için en önemli salgı balı
çam balıdır. Balın Bileşimi Balın bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine ve
üretimin yapıldığı zamana göre değişmektedir. Ancak genel ortalama
olarak balın %80'i değişik şekerlerden %17'si sudan meydana gelir.
Geri kalan %3'lük kısım başta enzimler olmak üzere, balı bal yapan
ve balı değerli kılan maddelerden oluşur. Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler
Su Baldaki su miktarı balın olgunlaşma durumuna bağlı olarak farklılık
gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17 dolayında su
içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay
bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen veya en
azından yarısı sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.
Karbonhidratlar
Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren arıların salgı bezlerinin
salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak yaklaşık 15
çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu
früktoz (levüloz) ve glikoz (dekstroz) oluşturur. Balda toplam şeker
oranı % 80 dolayındadır.
Mineral Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor,
silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineral
maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu
özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar ve kristalize
olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından tercih edilirler.
Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak, proteinlerin yapı taşları olan
aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde bulunurlar. Balda 17
adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.
Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu veren maddeler olup balın asidik
yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik şartlar altında
3.4 ile 6.1 arasında değişmekle birlikte ortalama olarak 3.9'dur.
Enzimler
Balda, bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden
gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler balın en değerli
maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı oldukça
yüksek olup bu tür ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı
oranda enzim değerinde kayıplar olur.
VİTAMİNLER
C Vitamini: Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, yaralara yararı
olur, katılgan dokuların, kıkırdak ve kemiklerin oluşması için
önemlidir ve barsaklarda bitkisel gıdalardan demirin alınmasını
kolaylaştırır.
B1 Vitamini: Beyin ve sinirler için enerji sağlayan gri hücreleri
canlı tutar.
B2 Vitamini: Yağı ve proteini enerjiye çevirmede yardımcı olur,
sinir liflerini sarar, örten koruyucu tabakanın teşekkül etmesini
sağlar.
B6 Vitamini: Organizmada 60'dan fazla biyokimyasal işlemde rol
oynar, bununla vücudun kendi proteini oluşmuş olur. Gebelik
sırasında B6 vitamini çok önemlidir, çünkü hücrelerin gelişmesinde
yardımcı olur.
Balın Fiziksel Özellikleri
a) Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına bağlı olarak su renginden
siyaha kadar büyük bir varyasyon gösterir. Ayrıca, balın ısıtılması
ve uzun süre açıkta tutulması balın rengini değiştirmektedir.
b) Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen
viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından ilgilidir. Balı
ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür.
c) Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa ve sola döndürmesi, balın kaynaklarına
göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı sola, salgı balları
ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekeri de ışığı sağa
döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına yardımcı olur.
Balın Kimyasal Özellikleri
a) Balın Tadı ve Kokusu
Bal, elde edildiği kaynağa bağlı olarak kendine has tat ve kokuya
sahiptir. Bu itibarla ısıtma, işleme, depolama gibi işlemlerde balın
kendine özgü tat ve kokusunu değiştirecek yanlış uygulamalardan
kaçınmak gerekir.
b) Balın Şekerlenmesi
Bazı tanım ve hükümleri "Bal standardı" bölümünde verilen 2000/39
sayılı "Bal Tebliği"nde kristalize bal "kristalizasyon metotlarının
herhangi birine tabi tutularak veya balın kristalleşmesi için
herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın tamamen veya kısmen
şekerleşmiş, krema ve fondan kıvamdaki bal" şeklinde tanımlanmıştır.
Görüldüğü gibi balın şekerlenmesi bozulma olmayıp balın elde
edildiği bitkisel kaynağa göre oluşabilen doğal bir olaydır. Ancak
tüketicilerin çoğu kristalize olan balı bilgisizlik sonucu hileli
bal olarak düşünürler. Bu yanılgı, ülkemizde özellikle süzme bal
pazarlamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Gerçek olan, pek çok
doğal ve kaliteli balın çok çabuk hatta süzme aşamasından hemen
sonra bile şekerlenmeye başlayabileceğidir.
Balın Faydaları
Balın en önemli özelliklerinden biri içinde bakteri
barındırmamasıdır. Dr.Bodag F.Beck ‘Bal ve Sağlık’ adlı kitabında
buna şöyle değinir;
Bütün canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için bir miktar neme
ihtiyacı vardır. Bakteriler balla temas ettiklerinde nemden yoksun
kalır ve yok olurlar ayrıca balın asidik tepkisi de bakterilerin
yaşaması için uygunsuz bir ortam oluşturur.
İnsan vücudunu etkileyen birçok mikroorganizma balda yok olur.
Bal içinde bakteri barındırmamakla kalmaz aynı zamanda bir bakteri
yok edici olarak kullanılır.
Bal gerek içinde barındırdığı vitaminler ve minerallerle gerekse
yapısal özellikleri sebebiyle insanlar için tam bir şifa kaynağı
olduğu tespit edilmiştir. Yaklaşık balın 500 hastalığa faydalı
olduğu belirtilmiştir.İşte Balın faydalarından birkaçı:
İYİ BİR KORUYUCUDUR: Antibakteriyel özelliğinden dolayı
içinde birçok gıda bozulmadan saklanabilir.
MİDEYE KUVVET VERİR: Baldaki şeker emilimi en kolay olan
şeker olması ve Hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer. Ve
midedeki fazlalıkları dışarı atar.
KANSIZLIĞI GİDERİR: Kan yapıcı özelliğinin yanında
hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.
DAMARLARI AÇAR: Diğer şekerlerin oksine okisjen ile
reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az
atık madde bırakır. Kalp adelesine faaliyet ve zindelik vermesiyle
Kalp Hastalarına faydalıdır.
ROMATİZMA:Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı
kısa sürede iyileştirir.
ALERJİ: Alerjik vakıalarda pahalı ve zahmetli tedavilerin
yerini alacak bir alternatif tedavidir.
AĞRI DİNDİRİCİ: Balın bilhassa buharı ağrı ve sızıyı birkaç
dakika içinde dindirmeye başlar.
İŞTAH AÇICI: İhtiva ettiği A,B,C, ve diğer vitaminler ve
mineraller insana zindelik verir.
DOĞAL DİŞ MACUNU: Diğer tatlı ve meyvelerin zıttı bal dişleri
ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş
etlerini mikroplardan korur,ağızdaki yaraları tedavi eder.
Bilhassa sıcak bal şerbeti kabızlığı kısa sürede geçirir.
ŞİŞMANLIK: Bal içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler.
Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.
YARA İLTİHAP GİDERİR: Bugün modern tıpta ameliyat yaralarında
bal kullanıldığı bilinmektedir. Cavanagh ve BEAZLEY adlı
araştırmacılar balın laboratuar şartlarında özellikle boğaz
iltihaplarında kendini gösteren Kalbi Tutacoli mikropları ile
Candida Albicans isimli mantarlar üzerinde balın etkili olduğunu
gözlüyorlar. İnhibin mikropların üremesini de önler.
BALGAM SÖKTÜRÜR: Balgamı keser vücudun pis rutubetini
giderir.
GÖZE FAYDALIDIR: Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile
karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini
sağlar.
KARIN AĞRISI: Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını
çok kısa bir sürede dindirir.
İDRAR: Söktürür. Mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.
CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR: Vücud bal ile oğulursa cilt yumuşar. Bitleri
öldürür.
SAÇLAR’ ı besler. Saça sürülürse saçları yumuşatır.
Besler,uzatır,parlaklık ve canlılık kazandırır.
NEZLE’yi geçirir. Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok
faydalıdır.
VEREM: Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse
akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.
YANIKLAR: Bal zeytinyağı ve gres yağıyla karıştırılıp yanan yerlere
sürülürse acı,sızı çekilmez. Yanık kısa sürede iyileşir. Yanık izi
kalmaz.
VARİS’e faydalıdır. Bal vücudda olan olan varis ve varis yaralarına
masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.
KARACİĞER: Bal karaciğer ve göğsü temizler. Baldaki ciholin
karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir. Ve hücrelerinde toplanan
yağın giderilmesi için harekete geçirir.
SARILIK: Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir.
Kanı temizler. Sarılığı kısa sürede iyileştirir.
TERLEME’yi giderir. Bal mumu ile birlikte birkaç gün sakız gibi
çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen
terlemeyi giderir.
İSHAL’i durdurur. Soğuk bal şerbeti ishale çok faydalıdır. Kısa
sürede durdurur.
ALACA:Alaca hastası olanlar en az iki-üç ay sabah aç karnına bir su
bardağı bal şerbeti içerse şifa görür.
KOLESTOLKOLESTOL’ü düşürür. Yatağını ıslatan çocuklar için gayet
faydalıdır. İLAÇLARIN YAN TESİRİ’ni önler.Zararlarını nötüre
eder.AKNE için iki çorba kaşığı bal iki çorba kaşığı süt limon
suyundan oluşan karışımın sürülmesi faydalıdır. Büyüme çağındaki
çocukların ZEKA GELİŞİMİ’ne azımsanmayacak derecede olumlu etkisi
vardır. Ayrıca önemli ölçüde CİNSEL GÜCÜ arttırıcı özelliği vardır.
Balın şekerlenip şekerlenmemesi üzerine; balın su, glikoz ve früktoz
oranları, balın depolanma sıcaklığı, depolama sıcaklığının
dalgalanması ve balda bulunan polen gibi katı partiküllerin miktarı
etkili olmaktadır. Balın früktoz oranı düşerken glikoz oranının
artması şekerlenmeyi destekler. Ancak, son yapılan çalışmalarda
balın şekerlenme eğiliminin belirlenmesinde daha çok glikoz/su oranı
üzerinde durulmaktadır. Buna göre, glikoz/su oranı 1.7'den daha
düşük balların şekerlenmediği, bu oranın 2.1'den daha yüksek olan
balların ise kısa sürede şekerlendiği bildirilmektedir.
Özellikle tüketicilerin bilgilendirilmesi yönünden tekrar etmek
gerekirse, balın şekerlenmesi tamamen doğal bir olaydır ve balın
kalitesini etkilemez. Batı ülkelerinde kristalize olmuş hatta özel
yöntemlerle kristalleştirilip krem haline getirilmiş ballar zevkle
tüketilirken ülkemizde bu tür ballara şüphe ile bakılması büyük bir
yanılgı olup doğal ve kaliteli bala yapılabilecek en büyük
haksızlıktır.
Balın kristalleşmesini önlemek için bazı yöntemler önerilse de çoğu
ya yasal değildir ya da pratik uygulamadan uzaktır. Uygulanabilecek
en basit yöntem balın önce oC'da 5 hafta bekletilmesi sonra da 14
oCÕda saklanmasıdır. Tüketiciler, istediklerinde kristalize olan
balı sıvı hale getirmek için bal kabını, sıcaklığı 38 oC geçmeyen
ılık su içinde tutabilirler.
Ayçiçeği, yonca, kavun, karahindiba, pamuk balları çok çabuk
şekerlenirken akasya, hardal, orman gülü ve salgı balları geç
şekerlenir. Adaçayı balı yıllarca şekerlenmeden kalabilir.
Balın Fermantasyonu
Balın içindeki şekerlere dayanıklı mayalar, özellikle su oranı
yüksek balların fermantasyonuna (ekşimesine) neden olur. Sırlanmış
ve olgunlaşmış balların su oranı daha az olduğu için ekşimesi
zordur. Bu yüzden ballar olgunlaşmadan hasat edilmemelidir. Balın
ekşimesini önlemek veya geciktirmek için bal, belli sıcaklıklarda,
belli sürede ısıtılıp pastörize edilebilir. Ancak her ısısal işlem
balın kalitesini ve değerini olumsuz yönde etkiler.
Balın Antibakteriyel Özelliği
Bal, antibakteriyel bir özelliğe sahip olduğundan içersinde
mikroorganizma yaşayamaz ve çoğalamaz. Son yıllarda bütün dünyada
hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi olarak adlandırılan "apiterapi"de
arı zehiri, propolis, arı sütü ve polen yanında bal da
kullanılmaktadır. Arı ürünlerinin tümünün genel sağlık ve vücut
direncini koruması yanında tedavi edici özellikleri de vardır. Balın
antibakteriyel özelliği; asidik yapıda oluşuna, büyük oranda kuru
madde (şeker) ve ayrıca enzimlerle glikozun parçalanması sonucu
oluşan antiseptik bir madde olan hidrojen peroksit içermesine
bağlıdır. Yüksek oranda şeker içeren bal, yüksek oranda su içeren
hastalık etmeni mikroorganizmanın su kaybederek ölmesine ya da
çoğalamamasına yol açarak antibakteriyel etkisini gösterir.
Balın İnsan Sağlığı Açısından Önemi
Yüksek enerjili ve karbonhidratlı bir madde olan bal, tadı, aroması
ve diğer üstün özellikleri nedeniyle insanlar tarafından daha çok
bir besin ve enerji kaynağı olarak tüketilmektedir. Bal, aynı
zamanda tedavi edici olarak da örneğin çam balı sindirim sistemi
rahatsızlıklarında, okaliptüs balı ise solunum sistemi
rahatsızlıklarında kullanılabilmektedir.
Zengin bir besin kaynağı olan bal, bebek ve çocukların beslenmesinde
de önemli bir yere sahiptir. Çabuk sindirilmesi, bünyesindeki
serbest asitler dolayısıyla yağ hazmını kolaylaştırması, anne ve
inek sütündeki demir ve diğer eksikliklerin gidermesi, iştah açması
gibi özellikleri ve ayrıca sakinleştirici etkisi balın önemini daha
da arttırmaktadır. Koyu renkli balların kan yapıcı özelliği, açık
renkli ballara kıyasla daha fazladır.
Bal, yalnızca bebek ve çocukların beslenmesinde değil büyüklerin
beslenmesinde de yararlıdır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır
bir gıda olması nedeniyle, yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol,
futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan kimselere güç
vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için kullanılabilir.
Bal, bir besin ve enerji kaynağı olması yanında çeşitli hamur
işlerinde ve pastalarda da kullanılmaktadır. Kattığı hoş tat ve
aromasının yanı sıra, özellikle levüloz şekerinin su tutma
yeteneğinden dolayı, bu yiyeceklerin uzun süre bayatlamadan taze
kalmasını sağlar.
POLEN
Polenin Yapısı
Polen; çiçekli bitkilerde çiçeklerin erkek organlarınca üretilip
dişi organın döllenmesini sağlayan basitçe çiçek tozu olarak da
adlandırılan bitkilerin erkek cinsiyet hücreleridir. Bal arıları,
poleni büyük oranda yavru gıdası olarak kullanırlar. Polen kıymetli
bir protein, vitamin ve mineral madde kaynağıdır.
Polende 18 çeşit amino asit, 10 farklı mineral madde, B grubu
vitaminlerinin tümüne ek olarak C, D, E vitaminleri, doğal hormon,
enzim, koenzim, pigment, karbonhidrat ve fermentler bulunmaktadır.
Kaynağına göre değişiklik göstermekle birlikte genel ortalama olarak
polen; %35 karbonhidrat, %20 protein, %20 su, %5 lipid ve %20
dolayında diğer maddeler içerir. Polen, bir canlının büyüyüp
gelişebilmesi için günlük alınması gereken aminoasitleri,
vitaminleri ve mineral maddeleri yeterli miktarlarda ve denge içinde
bulunduran yegane doğal besin maddesidir.
Polenin kimyasal yapısı, rengi, tadı, kokusu ve şekli bitki türüne
göre değişmektedir. Çoğunlukla sarı renkli olup siyah, mor, pembe
renkli polenlere de rastlamak mümkündür. Ayrıca balın kaynağı, balda
bulunan polenlerin analizi ile belirlenmektedir.
Polenin Üretimi
Polen, polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Kovan girişine
değişik şekillerde monte edilebilen tuzaklardan geçen arının
taşıdığı polen tuzak haznesinde birikir. Haznede biriken polen, 1-2
gün aralıklarla boşaltılıp 42 oC'ı geçmeyen sıcaklıkta kurutma
dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 oranına düşürülür. Daha sonra
eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde
ambalajlanıp 6 aylığa kadar olan depolama için oda sıcaklığında daha
uzun süreli depolamalar için soğuk ortamda saklanır. Uzun süreli
saklanacak kurutulmuş ve temizlenmiş polen CO2 gazı ile fümige
edilebilir.
Yapılan denemeler polen toplamanın, koloninin gelişmesi ve bunun
sonucu olarak da bal üretimi üzerinde önemli olumsuz etkide
bulunmadığını göstermiştir. Polen toplanması durumunda, arıların
daha çok polen toplama seferine çıkarak ve polen tuzağına rağmen
küçük polen kümelerini koloniye geçirerek ihtiyaçları olan poleni
depoladıkları tespit edilmiştir.
Bal üretimi yanında, gerektiğinde koloni beslemesinde kullanmak veya
ticari amaçla polen toplamanın daha kazançlı arıcılığa vesile olduğu
kesindir. Polen, teknik olarak kurutma dolaplarında kurutulması
yanında basit olarak havadar ve doğrudan güneş ışığı almayan gölge
bir yerde kurutulabilir.
Polenin Tüketimi
Polen, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve
büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun
denge içinde bulunduran yegane doğal besindir. Bu bakımdan insan
sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında
büyük öneme sahiptir. Polen, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az
yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra tercihen
yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde
alınmalıdır. Günlük alınması gereken doz duruma göre, yetişkinlerde
15-40 g, 6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 g, 3-5 yaş grubu çocuklarda
ise 5-15 g'dır. Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 g'dır.
Polenin Faydaları
Genel sağlığın korunması ve vücut direncinin artırılması yanında
dengeli beslenme amacıyla da tüketilen polen aşağıdaki hallerde de
fayda sağlamaktadır. Ancak nadiren de görülse polen bazı kişilerde
alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu durumda polenin kullanılmaması
gerekir. Polen;
* Zihinsel ve bedensel yorgunluklarının giderilmesinde,
* Çocukların sağlıklı gelişmesi ve beslenmesinde,
* Düşünme, araştırma ve çalışma gücünün artırılmasında,
* Sporcuların ve yarış hayvanlarının performanslarının
artırılmasında,
* Kansızlığın giderilmesinde,
* Karaciğer, prostat ve kanser hastalıklarında faydalıdır.
BALMUMU
Balmumunun Yapısı
Balmumu, 2-3 haftalık genç işçi arıların son 4 çift karın
halkalarındaki mum salgı bezlerince salgılanan, karın halkaları
arasından çıkarken hava ile teması sonucu katılaşarak pulcuk haline
geçen, salgılandığı anda beyaz renkte olan ve daha sonra koyulaşan
bir arı ürünüdür. Balmumu suda erimediği halde eter ve kloroformda
erir. Balda bulunan karbonhidratlardan sentezlenir. Arıların 1 kg
balmumu üretebilmeleri için 6-10 kg bal yemeleri gereklidir.
Mum salgılayan arılar önce bal yerler daha sonra 35 oC'da zincir
şeklinde salkım oluşturarak mum salgılarlar. Mum pulcuğu karın
halkalarından ayaklarla çeneye aktarılır. Çenede işlenen balmumu
petek örme ve yapmada kullanılır.
Kimyasal yapısında; alkali esterler (%72), serbest yağ asitleri
(%14), hidrokarbonlar (%11), serbest alkoller (%1) ve bilinmeyen
maddeler (%2) bulunur.
Ergime sıcaklığı 62-65 oC olup yoğunluğu 0.95'dir. Bu nedenle
eritildiğinde su üzerinde toplanır.
2. Balmumu Üretimi
Özellikle Afrika, Orta ve Güney Amerika'da baldan daha önemli bir
arı ürünüdür. Balmumu üretimi geleneksel olarak petek kırıntılarının
sıcak su içinde eritilip karışımın süzülerek bir başka kaba
aktarılması ve burada su üzerinde toplanan balmumunun soğuduktan
sonra oluşturduğu katı kütlenin elde edilmesi şeklinde yapılır.
Ayrıca, güneş enerjili mum eritme kapları da kullanılabilir.
Esmerleşmiş eski peteklerin eritilip balmumuna dönüştürülmesi
hastalıkların kontrolü açısından ihmal edilmemesi gereken bir
işlemdir.
Balmumunun Kullanılma Alanları
Balmumu, çok değişik alanlarda kullanılmakla birlikte büyük oranda
temel petek yapımında ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Bunun
yanında, Katolik kiliselerinde yakılan mumlarda en az %32 oranında
balmumu bulunması gerektiğinden mum yapma sanayiinde de ciddi
miktarlarda kullanılır. Bunların dışında balmumu; ilaç sanayiinde,
parlatıcı, boya ve cila yapımında, kalıpçılık, dişçilik gibi
alanlarda ve su geçirmezliğin sağlanmasında kullanılmaktadır. Daha
önceleri balmumu ihtiyacı açısından kendine yeterli olan ülkemiz son
yıllarda balmumu ithal etmeye başlamıştır. Kaynağı belli olmayan
balmumundan yapılmış temel peteklerle Amerikan yavru çürüklüğü ve
kireç hastalığı gibi arı hastalıklarının gerek ülkeler arası gerekse
ülke içinde geniş alanlara yayılabileceği unutulmamalıdır. Bu
bakımdan temel petek yapımında kullanılacak balmumunun "Arıcılık
Yönetmeliği"nin zorunlu bir hükmü olarak 110 oC'da 12 saat süreyle
sterilize edilmesi gerekmektedir. Balmumu tüm kullanma alanları
açısından %100 saf olmalı, parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi
yabancı maddeler içermemelidir.
ARI SÜTÜ
Arı sütü, 5-15 günlük genç işçi arıların baş kısımlarında bulunan
salgı bezlerinden salgıladıkları özel bir besindir. Görünümü
kremsi-beyaz renktedir. Ana arı olmaya aday larvanın bulunduğu
hücrelerde bulunur. Arı sütü insan sağlığı ve beslenmesi yönünden
oldukça önemli maddeler içerir. Arı sütü; yaklaşık %66 su, %14.5
karbonhidrat, %4.5 lipid, %13 dolayında aminoasit, B grubu
vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, önemli bazı
mineral maddeler, biyolojik aktif maddeler ve bir miktar da tespit
edilemeyen maddeler içerir.
Bilim adamları, normalde işçi arı olacak larvanın arı sütü ile
beslenmesi sonucu ana arıya dönüşmesini ve ana arının işçi arıya
göre 40 kat daha uzun yaşamasını, arı sütünün kimyasal yapı
bakımından zenginliğine ve biyolojik aktif maddeler içirmesine
bağlamaktadırlar.
Arı Sütü Üretimi
Arı sütü üretimi, ana arı üretiminde bahsedilen larva transferi
yöntemi ile yapılır. Transferden 2-3 gün sonra, hücre içinde bulunan
larvalar atılıp geriye kalan arı sütü ağaç kaşıkçıkla veya
vakumlanarak renkli şişelere alınır. Bu işlem güneş görmeyen kapalı
ortamda yapılmalı ve elde edilen saf arı sütü 5 0C'ın altında
muhafaza edilmelidir. Nektar ve polen kaynaklarının iyi olduğu
dönemde güçlü kolonilerle yapılan üretimlerde bir hücreden ortalama
200 mg civarında arı sütü alınabilir.
Arı Sütünün Tüketimi
Arı sütü, balla birlikte tüketilebileceği gibi saf olarak sabahları
aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ve dil altından
emilmesi yoluyla tüketilmesinin daha doğru ve daha faydalı olduğu
bildirilmektedir. Yetişkinler için alınacak günlük ortalama doz
genel sağlık ve vücut direncinin korunması için 500 mg, hastalık ve
rahatsızlık hallerinde 1 g olarak önerilmektedir. Çocuklarda ise
yaşa ve doktor tavsiyesine göre, yetişkin dozun yarısı ile dörtte
biri arasındaki doz kullanılabilir.
4. Arı Sütünün Faydaları
Her ne kadar yeterli sayıda klinik test ve deneylerle kesin olarak
ispatlanmamış olsa da tecrübe, yorum ve bazı gözlemler ışığında arı
sütünün faydaları ve kullanılma alanları aşağıdaki gibi
sıralanabilir.
* Organizmaya canlılık kazandırılmasında,
* Bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde,
* Yaşlılıktan oluşan damar sertliği ve bitkinlik hallerinde,
* Çocukların dengeli beslenmesinde,
* Çocukların diş ve kemiklerinin gelişmesinde,
* Hücre yenileyici özelliği ile cilt bakımında,
* Kadınların periyodik dönemlerinde bozulan kan dengesinin
düzenlenmesinde,
* Saç dökülmelerinin önlenmesi ve saçlara canlılık
kazandırılmasında,
* Cinsel faaliyetlerin desteklenmesinde,
* Genel vücut direncinin artırılmasında,
* Kan dolaşımının hızlandırılmasında.
Ayrıca arı sütü; kansızlık, sarılık, yüksek ve düşük tansiyonun
düzenlenmesi, erken bunama ve kolesterolün düşürülmesi gibi hallerde
de fayda sağlamaktadır.
ARI ZEHİRİ
Arı Zehirinin Yapısı
Arı zehiri, işçi arılarda zehir bezlerince üretilip zehir torbasında
depolanır. Hücreden yeni çıkmış arıların zehir üretme yetenekleri
çok az olup 12 günlük olduklarında en yüksek üretim kapasitesine
ulaşırlar ve 20 günlük olduklarında zehir üretme yeteneklerini
kaybederler. Ancak kışlayan arılarda bu yetenek yok olmaz. Bir işçi
arı, ömrü boyunca 0.3 mg dolayında zehir üretir. Sokma sırasında
iğnesini sokulan canlı üzerinde bırakan arı, daha sonra ölür. Bir
anlamda, işçi arı kendisini ve kolonisini korumak için ölümü göze
alır.
Arı zehiri kimyasal olarak oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.
Farmakolojik açıdan önemli aktif maddeler içerir. Bunlardan en
önemlisi kimyasal yapının yaklaşık %50'sini oluşturan polipeptit
yapıdaki mellitin'dir. Arı zehirinde bulunan diğer önemli polipeptit
ise apamin'dir. Bunun yanında enzim yapısında olan fosfalipazlar arı
zehirinde %12 dolayında bulunur.
Arı Zehiri Üretimi
Arı zehiri toplanmasında, değişik yöntemler bulunmasına karşın, daha
çok 5-10 mm aralıklarla paralel dizilen tellerin altına
yerleştirilen cam levhalı düzenek kullanılmaktadır. Kovan uçuş
tahtası veya kovan dip tahtası üzerine konan bu düzeneğe 12 voltluk
akım verildiğinde tellere temas eden arı hafif elektrik şokuyla
karşılaşmakta ve zehirini cam levha üzerine bırakmaktadır. İğne cama
batmayacağından arı da ölmemektedir. Sıvı olan arı zehiri, cam levha
üzerine bırakılır bırakılmaz kristal hale geçer ve daha sonra
jiletle kazınarak toplanır.
Arı zehiri toplanması sırasında arılar yüksek derecede rahatsız
edileceğinden çevredeki canlılar yönünden güvenlik tedbirleri
alınmalı, uygulama 1 kovan için en fazla 5-10 dakika sürmelidir.
Uygulama 10 kovana tatbik edildiğinde 1-2 g kristal zehir toplamak
mümkündür.
Arı Zehirinin Kullanılma Alanları
Arı zehirinin kullanılma alanları ve ticaret hacmi diğer arı
ürünlerine göre daha sınırlıdır. Arı zehiri arılarca koloninin
düşmana karşı savunulmasında, ve ayrıca apiterapide arı zehirine
karşı bağışıklık sisteminin geliştirilmesinde ve romatizmal
hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Arı zehiri, Amerika'da
eczanelerde tablet olarak satılmakta ve ilgi görmektedir.
PROPOLİS
Propolisin yapısı
Propolis; arılar tarafından bitkilerden toplanan, yapışkan ve 15°C'da
sert ve kırılgan, 30 °C'da yumuşak ve bükülebilir, kaynağına göre
siyahtan sarıya kadar değişebilen renkte bir maddedir. Ham
propolisin yapısında, kaynağına göre oldukça değişmekle birlikte;
%50-55 reçine ve balsam, %20-35 bitki kaynaklı mumlar, %10-15 eterik
ve esansiyel yağlar, %2-5 polen, az miktarda organik ve inorganik
bileşikler bulunur. Başka bir bildirişe göre propoliste %46 balsam,
%27 bitkisel kökenli mum ve %15 flavon ve flavonoidler
bulunmaktadır. Flavon ve flavonoidler propolise antifungal,
antiviral ve antibakteriyel özellikler kazandıran maddelerdir.
Arılar propolisi; kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı
ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplarlar.
Arının arka bacağında taşıdığı propolis kovanda ancak diğer arıların
yardımıyla boşaltılıp gerekli yerlerde kullanılır.
Propolisin Kovandan Toplanması
Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş
deliği arkasında biriktirirler. Buralarda biriktirilen propolis
kazınarak toplanabilir. Bu şekilde elde edilen kazıma propolis temiz
olmayabilir ve değişik kalıntılar içerebilir.
Bu nedenle propolisin teknik olarak toplanmasında, çerçevelerin
üstüne yerleştirilen ana arı ızgarasına benzer plastik plakalar veya
kovanın ön ve arka gövde tahtalarında açılacak aralıklar kullanılır.
Propolisin toplama plakasında biriktirilmesinden sonra plaka bir
müddet soğuk ortamda tutulduğunda propolis el yardımıyla kolaylıkla
plakadan hasat edilir ve ambalajlanır. Hasat edilen ham propolisten
laboratuvarda "Yumuşak Propolis Ekstraktı" üretilir.
Propolisin Kullanılma Alanları
Propolis kovanlarda arılar tarafından; kovandaki çatlak ve
patlakların kapatılmasında, çerçevelerin gerek kovan duvarlarına
gerekse birbirlerine yapıştırılmasında, koloniye giren ve koloni
dışına atılamayan zararlıların mumyalanıp kokuşmasının önlenmesinde,
petek hücrelerinin cilalanıp parlatılmasında ve kovanın steril hale
getirilmesinde kullanılır.
Propolis tıpta da ilaç ham maddesi olarak kullanılmakta olup eski
Doğu Bloğu ülkelerinde ilaç kodeksine girmiştir. Çok kuvvetli
antibakteriyel, antifungal, antiviral ve anastezik etkiye sahip
olduğundan Apiterapide yaygın olarak kullanılma alanı bulmuştur.
Başta Japonya olmak üzere bazı ülkelerde tonlarca propolis pastil,
tablet, krem,ve solüsyon gibi değişik şekillerde hastalıkların
tedavisi ve genel vücut direncinin korunması ve artırılması amacıyla
tüketilmektedir.
|
|