|

AVİCENNA ARI SÜTÜ

ENGİNAR KAPSÜLÜ

BEBE DOZ / ARI SÜTÜ
BAL + POLEN

AVİCENNA MDA 60LIK KAPSÜL

KÖPEKBALIĞI KIKIRDAĞI KAPSÜLÜ

AVİCENNA YEŞİL ÇAY 60LIK KAPSÜL

ARI SÜTÜ TABLET

ALIÇ BİTKİSEL KAPSÜL

AVİCENNA SARIMSAK 60LIK TABLET

EKİNEZYA BİTKİSEL TABLET

AVİCENNA RLX 60LIK KAPSÜL

SARI KANTARON (ST.JOHN WORT) KAPSÜL

AVİCENNA ALIÇ 60LIK TABLET

ÇOCUK MACUNU
Bal + Bitki + Baharat Karışımı

GİNSENG BİTKİSEL ŞİŞE KAPSÜL

AKSUVİT

SPİRULİNA KAPSÜLÜ

AVİCENNA İDEAL FORM MACUN

AKSU VİTAL ÇİLEK KARIŞIMLI DOĞAL BAL

ŞİFALI BİTKİLER
DR. ADİL ASIMGİL

AİLE VE YAŞAM SETİ
|
|
ARI
SÜTÜ
Arı sütü,genç işçi arıların başlarının iki
yanında bulunan bir çift bezden salgılanarak
ağız boşluğuna bırakılan jel kıvamında bir
maddedir.Arı sütü’nün hammaddesi nektar ve
polendir. Aminoasit,mineral madde ve
özelllikle B grubu vitaminlerini ihtiva eden
bu madde gerçek bir güç kaynağıdır.Bütün arı
lavraları 1-2 gün,ana arı yetiştirilecek
lavralar ise lavra dönemleri boyunca arı
sütü ile beslenirler.Tesadüfen seçilen işçi
arı lavralarının sadece arı sütü ile
beslenmesinden 16 gün sonra işçi arının iki
kat büyüklüğünde ana arılar meydana
gelir.Normal bal arısının ömrü yazın 1,5-2
ay, kışın ise en fazla 5-6 ay olduğu halde
ana arının ömrü 4-6 yıldır.Ana arının
ömrünün bu kadar fazla olmasının tek nedeni
Arı Sütü ile beslenmesidir.
Yapılan araştırmalarda arı sütünün sahip
olduğu zengin besin öğeleri ile özellikle
hücre yenilenmesi üzerinde etkilerinin
olduğu ortaya konmuştur.Vücuda dinçlik ve
zindelik sağladığı ve çeşitli hastalıklara
karşı direnç kazandırdığı,zihinsel ve
bedensel yorgunluğun giderilmesine yardımcı
olduğu,yapısında bulunan hormonlar ile
hormanal sistemi uyardığı, cinsel
fonksiyonları düzenlediği,ciltteki
kırışıklık ve sivilcelerin giderilmesine
katkıda bulunduğu,sinir sistemi üzerinde
sakinleştirici etkisi olduğu
bilinmektedir.Arı Sütü’nün yapısında bulunan
bir yağ asidi olan 10-hidroksi-2-dekanoik
asit’in anti bakteriyel etkisi
bulunmaktadır.Ayrıca sinir sistemi için
büyük önem taşıyan ve sinir uyarılarının
iletilmesinde rolü olan asetilkolin
maddesini içermektedir.
|
POLEN
NEDİR?
Bitkiler, bilindiği gibi yeterince hareket
edip, yer değiştiremiyen canlılardır.
Bitkilerin büyük çoğunluğu nesillerini devam
ettirebilmek için tohum yaparlar. Tohumlar
toprağa düşüp veya dikilip aynı cins bitki
olarak yeniden doğarlar. Tohumdan hemen önce
açan çiçeklerin ortasındaki erkek üreme
organlarının başcık kısmında, çiçeğin genel
görünüşünden ayrı ancak bitkinin tüm
kalıtsal özelliklerini taşıyan toz şeklinde
hücreler kümesi vardır. Bitki cinsine göre,
bu erkek üreme hücresi tozcuklar, ya aynı
çiçeğin içine veya başka bir yerdeki aynı
cins çiçeğin içine rüzgar sinek, böcek,
karınca, kelebek, arı veya insan eli gibi
vasıtalarla girerek çiçeğin dişi organında
döllenmeyi sağlayarak cinslerinin devamınıda
sağlamış olurlar.
Polen işte bu çiçek üreme hücreleridir.
Bitkilerin çiçekleri dönemleri bitince
polenler de kaybolurlar.
Okullardaki derslerde öğretilen polen budur.
Ancak 1960 'lı yıllardan itibaren İsveç'li
bilim adamları bu çiçek üreme organlarının
çok yüksek bir besin ve ilaç olduğunu
keşfedip dünyaya duyurmasından sonra polen
botanik yönden öğretildiği kadar tıbbi
yönden de bilim adamlarına ve kullanıcılara
tüm özellikleriyle tanıtılmaya ve dünyaa
bilinçli kesim tüketiciler tarafından yoğun
şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
POLEN VİTAMİNLER VE MİNERALLER DEPOSUDUR
Polenin analizleri dünyanın ünlü
labaratuarlarında yapılıyor.CNRS dünyaca
tanınmış bir araştırma örğütü CNRS araştırma
uzmanlarından Armond PONS'un kitabında,
polenin bütün vitaminleri taşıdığı
açıklanıyor |
GİNSENG
Ginseng,Çin Tıbbı’nda yüzlerce yıldır
kullanılan ve vücudun farklı sistemleri
üzerinde olumlu etkileri olan bir kök
bitkisidir.Ana vatanı Uzak Doğu olan
Ginseng,bugün
Çin,Japonya,Kore,Amerika,Sibirya ve
Kanada’da farklı türlerde
yetiştirilmektedir.
Ginseng,bilinen en etkin adaptojenlerdendir,vücudun
strese karşı direnç kazanmasını sağladığı,
fiziksel ve mental dayanıklılığı arttırdığı
bilinmektedir.Ginseng ile ilgili çok sayıda
araştırma yapılmış ve bu araştırmalarda pek
çok olumlu etkilerin olduğu
belirlenmiştir.Bu olumlu etkilerin,yapısında
bulunan çeşitli kimyasal bileşenlerin
yanında esas olarak Ginsenosit ‘lerden
kaynaklandığı bilinmektedir.
Dolaşım sistemi üzerindeki etkileri
sonucu;özellikle yoğun iş temposu altında
çalışan kişilerde dayanıklılığın ve
sporcularda performansın
arttırılmasında,vücuda enerji
kazandırılmasında,cinsel aktivitenin
arttırılmasında kullanılabileceği
bilinmektedir. Ayrıca, erkek üreme sistemini
güçlendirici etkisi vardır.
Yapılan araştırmalar; Ginseng’in merkezi
sinir sistemini de olumlu yönde
etkilediğini, özellikle orta yaşlı kişilerde
konsantrasyon ve hafıza problemlerinin
giderilmesinde pozitif etkilerinin olduğunu
göstermektedir. |
ALIÇ
Diğer İsimleri: Yemişen.
Latince Adı: Crataegus Monogyna, Crataegus
Oxycantha.
Bitki: 2-4 metre yüksekliğinde, Nisan-Mayıs
aylarında kokulu ve pembemsi beyaz renkli
çiçekler açan, orman ve yol kenarlarında
rastlanan, koyu sarı veya esmer kırmızı
meyvaları olan çalıya benzer bir ağaçtır..
Yetiştiği Yerler: 20 kadar alıç türü
ülkemizde batı ve Güney Anadolu ağırlıkta
olmak üzere çeşitli bölgelere yayılmıştır..
Tarihçe: .19. y.y.'da ingiltere'de çit
kenarlarına ekilen başlıca bitki olmuştur.
Batıl inanışa göre alıçın dallarını kesmek
eve cinleri ve beraberinde kötü şans
getirir. Eski Yunanlı ve romalılar alıçı
neşe ve mutluluğun sembolü olarak kabul
etmiş, gelinlerin ellerinde tuttuğu çiçek
demetlerinde bu bitkiyi kullanmışlardı. Yine
romalılar yeni doğan çocukların ruhunu
şeytandan korumak için eve alıç yaprakları
koyarlardı...
Kullanılışı: Çiçekler tamamen açılmadan,
ağacın kabukları ve meyvaları ise sonbaharda
toplanıp kurutulmak suretiyle kullanılır.
Kurutulmuş çiçekler, meyvalar ve kabuklardan
toz halinde veya kaynatılarak faydalanılır.
Alıç meyvaları semt ve kasaba pazarlarında
özellikle çocuk müşterilere hitaben ip
halkalara dizilmiş olarak satılmaktadır.
Mayhoş bir lezzeti vardır..
İçindeki Maddeler: Tanen, trimethylamin ve
bazı vitaminler, C vitamini Flavon
türevleri, triterpen türevleri taşımaktadır.
|
DEVE DİKENİ
Bilimsel adı: Silybum marianum, devedikeni
tohumu. Yöresel adları: Akkız, deve kengeri,
kengel, kıbbun, meryemana dikeni, sütlü
kengel, şevkülmeryem, uslu kenger.
Karaciğeri tüm zehirli ve zararlı
maddelerden arındırır, karaciğer
hücrelerinin yenilenmesini (regenerasyon)
destekler, en ağır karaciğer hastalıklarında
bile gönül rahatlığı ile kullanılabilir.
Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Kullanım biçimi: Havanda hafifçe ezilmiş bir
tatlı kaşığı dolusu tohum, orta boy bir su
bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü
kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten
sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş
çay, sabah aç karnına, öğlen yemeğinden
yarım saat önce ve yatmadan yarım saat önce
birer bardak olmak üzere, soğutulmadan ve
yudumlanarak içilir.
Deve Dikeni'nin Şifası
Diğer İsimleri : Akkız, Kasna, Eşek dikeni,
Kenger otu.
Bilinen Bileşimi : Silymarin, uçucu yağ,
tyramin, flavonit, histamin, reçine, amine,
albumin, agmatin, yağ.
Özelkilleri : Mide güçlendirici, iştah
açıcı, karaciğeri güçlendirici, kuvvet
verici, süt artırıcı, hazmı kolaylaştırıcı,
safra akışını düzenleyici.
Önerilen Hastalıklar : İçindeki silymarin
maddesi nedeniyle karaciğerin ilacıdır,
zehirlenmelerde, sıtma, iştahsızlık,
sarılık, alkol etkisiyle burnu ve yüzü
kızarmış insanların bu rahatsızlıklarını
karaciğerin tahribatını onararak geçirir,
güçsüzlük, safra ve karaciğer hastalıkları,
idrarda yanma, bulanık ve tortulu idrar,
idrarı tutamama, aşırı adet.
Bugün tıbbın aciz kaldığı karaciğer
rahatsızlıklarının ilacı bu dikendir. Bunlar
bize Horladığımız hiç önem vermediğimiz,
çiğneyip geçtiğimiz bitkilerin dahi boş yere
yaratılmadığının ve ALLAH'ın sonsuz ilim ve
hikmet sahibi olduğunun bir delili olsa
gerek.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 yaprak, 1 küçük
kök yada 3 tutam tohumu 1 litre suda birkaç
dakika kaynatarak günde 3 defa yemeklerden
önce 1’er çay bardağı içilir. |
ENGİNAR
Enginar,insan vücudu üzerinde sayısız
faydaları olan ve karaciğer üzerindeki
olumlu etkileri ile karaciğerin dostu olarak
bilinen bir bitkidir. Yapısında pek çok
yararlı maddeyi bulundurmakla beraber,
karaciğer üzerindeki olumlu etkilerinde
yapraklarında yoğun olarak bulunan Cynarin
adlı maddenin rolü olduğu bilinmektedir.
Karaciğer, toksik maddelerden vücudu
arındıran organlardan biridir. Karaciğerin
bu fonksiyonu zamanla alkol kullanımı,
çeşitli ilaçların etkisi, sigara,
endüstriyel atıklar vb. Çevresel faktörler,
bazı kronik rahatsızlıklar nedeniyle azalır.
Araştırmalar Enginar’ın, karaciğer
hücrelerinin yenilenmesini teşvik ettiğini
ve antioksidan etki gösterdiğini ortaya
koymuştur.
Enginar’ın, karaciğerdeki safra üretimini
arttırdığı ve safra kesesinin düzenli
çalışmasına yardım ettiği, sindirim sistemi
şikayetlerine karşı etkili olduğu, kandaki
kolestrol, LDL ve trigliserit miktarlarının
düşürülmesine yardımcı olduğu bilinmektedir. |
KEDİ OTU(valeriana)
İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller
familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir
otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba
ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre
kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi
bulabilirler. En yaygın türü tıbbi
kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı
kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi
türleri vardır.
Tıbbi kediotu : Avrupa ve Kuzey Asya'da
yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü
kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5
metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu
türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları
karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa,
kenarları dişlidir.
Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir.
Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve
köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin,
valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü
tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin
fena bir kokusu vardır. Faydası : Sinirleri
telkin eder. Nevrasteni ve isteride
faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer.
Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel
çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun
kökünden elde edilen kediotu esansı isteri,
kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi,
taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde
kullanılır. |
KUDRET NARI (momordica)
Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince
gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları
saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi
olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri
10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş
şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır.
Turuncu - sarı renktedir. Ev ilaçlarında,
zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır.
Faydası : Mide ülserini tedavi eder. Egzama
ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.
Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.
|
SARMISAK
Kendine özgü kokusu ve tadı nedeniyle hem
sebze hem de gıdalara lezet verici olarak
kullandığımız sarmısak, soğan ve pırasanın
da içinde yer aldığı soğangiller
ailesindendir. Eski Mısır ve Çin'de
başlayarak uzun süredir tüm dünyada
kullanılan sarmısak bol miktarda potasyum,
fosfor, selenyum, A ve C vitaminleriyle
kükürtlü madde içerir. Sarmısak Avrupadaki
veba ve 1.Dünya Savaşındaki dizanteri
salgını da dahil birçok hastalığın
tedavisinde kullanılmıştır. Son yıllarda
yapılan araştırmalarda sarmısağın tansiyonu,
kan kolesterolünü ve tribliserid düzeylerini
normale indirdiği gösterilmiştir. Kan
damarlarını genişletmekte ve kanın
pıhtılaşma yeteneğini azaltmakta, böylece
damar tıkanmasını önlemektedir. Kalp
hastalarına 6 ila 10 gr. sarmısak suyu
içirildikten sonra kalp hastalığından ölüm
oranının 1 yıl içinde %50 azaldığı
görülmüştür. Bu hastaların tansiyonu ve
kolesterol düzeyleri düşmüş, iştahları
artmış, ayrıca eklem ağrıları azalmıştır.
Sarmısağın Pasteur tarafından antiseptik
özellikleri belirlenmiş, son yıllarda da
antibiyotik, antivirüs ve antikanser
maddeler içerdiği bulunmuştur. Sarmısak
kanser yapıcı nitrozamin oluşumunu azaltır.
Kanser hücrelerinin bölünmesini durdurur,
bağışıklığı artırır ve vücudu radyasyona
karşı korur. Bol sarmısak yiyen kişilerde
mide kanseri nadiren görülmektedir. |
EKİNEZYA - Echinacea
soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf
bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi
durumlarda dünyanın en önemli şifalı
bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar
ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak
yetişen çok yıllık bir bitkidir. Uygar dünya
bu bitkinin iyileştirici özelliklerini Kuzey
Amerika yerli halkından (Kızılderililer)
öğrenmiştir. Onlar bitkinin kökünü ve
yapraklarını her tür yaranın tedavisinde,
enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli
böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş
ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve
kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı.
Bitki Amerika? ya yerleşen ilk göçmenler
tarafından da enfeksiyonlara karşı sık
olarak kullanılmıştır. Bu özel tedavi
biçimleri bilimsel araştırmalara konu oldu
ve 1950?den beri yapılan araştırmalara göre,
bitkide bakteri, mikrop ve virüslere karşı
oldukça etkili olan maddeler bulundu.
Ekinezya en yaygın iki viral hastalık olan
soğuk algınlığı ve grip? in önlenmesinde de
büyük bir yardımcıdır. Soğuk algınlığının
ilk belirtileri görüldüğünde veya öncesinde
alınması etkisini daha da
güçlendireblmektedir. Bitki, üst solunum
yolları enfeksiyonları ve sinüzit için de
tedavi edici bir ajan olarak dikkate
alınabilir. Koni Çiçeği, hemen hemen tüm
bulaşıcı hastalıklar için de fayda
sağlayabilir. Çünkü araştırmalar Koni
Çiçeği? nin sağlıklı dokular ile zararlı
mikro-organizmalar arasındaki doğal engeli
(bariyer) yok eden bir enzimin oluşumunu
önlediğini göstermiştir. T-hücre
aktivitesini de hızlandırdığı için
romatizmal artrit ve allerji gibi bağışıklık
sistemi düzensizliklerinde de
kullanılabilir. Ekinezya (Koni Çiçeği),
interferon üretimine de yardımcı olmaktadır.
İnterferonlar günümüzde özellikle kanser
tedavisinde dikkatleri yeniden üzerine
çeken, glilko-protein yapısında bir madde
olup; virüsle karşılaşan her türlü canlı
tarafından hazırlanabilirler.
İnterferonların en önemli etkileri,
virüslerin çoğalmasını önleyebilmeleridir.
Bu nedenle virüslerin yol açtığı grip, uçuk
(herpes), deri ve ağızda kızarma, bademcik
iltihabı ve genel olarak viral hastalıkların
süresini kısaltma bakımından da
interferonlar büyük bir öneme sahiptir. Bu
nedenle Koni Çiçeği, burun akıntısı ve boğaz
ağrısı gibi semptomların şiddetini ve
bunlara neden olan rahatsızlığın süresini de
kısaltabilir.
Koni Çiçeği? nin anti-bakteriyel özellikleri
ise; yaraların iyileşme süresini
hızlandırmakta ve yanık, böcek ısırıkları,
irinli yara, sedef, akne (sivilce) ve egzema
gibi cilt rahatsızlıklarında fayda
sağlamaktadır. Bitkinin anti-inflamatuar
etkisi ise; artrit (mafsal iltihabı) ve
lenfatik şişkinlik (Lenfödem) durumlarında
faydalı olabilir. Almanya Sağlık Bakanlığı (BGA),
Koni Çiçeği preparatlarını yutak, gırtlak ve
burunda görülen soğuk algınlığı
belirtilerine karşı savunma sistemlerinin
(Bağışıklık sistemi) desteklenmesi için
önermektedir. Uygulanan kanser tedavilerinde
hastanın bağışıklık sisteminin
güçlendirilmesi ve yaşam standardının
yükseltilmesi için Koni Çiçeği preparatları
kullanılabilir. Bu preparatları kemoterapi
ile eşzamanlı kullanmış olan kanser
hastalarının tedavi süreleri kısalabilmekte
ve hasta tedavi süresince, Koni Çiçeği
kullanmayan hastalara göre kendini daha
güçlü hissedebilmektedir. Ama tüm
hastalıkların tedavisinde olduğu gibi,
kanser hastalıklarının tedavisinde de karar
verecek olan kişi doktordur. Kemoterapi
başlangıcından önce, hasta veya hasta yakını
tarafından bu konuda bilgilendirilen uzman
doktor gereken doğru kararı verecektir.
Uyarılar: Oto-immün rahatsızlığı olanlar bu
ürünü kullanmamalıdırlar. Bu ürünün 1 ay
içerisinde 2 haftadan fazla yüksek dozda
devamlı kullanımı tavsiye edilmez
Kullanım Önerisi: Ekinezya, gıda takviyesi
olarak yemeklerle beraber günde 2-3 defa 1
kapsül alınabilir. Önerilen dozlarda bilinen
herhangi bir yan etkisi yoktur |
GİNGO BİLOBA
Dünyanın yaşayan en eski ağaçlarından olan
ve 200 milyon yıldan beri varlığını sürdüren
Ginkgo Biloba'nın kan dolaşımı ve merkezi
sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri
olduğu ve güçlü bir antioksidan
olduğubilinmektedir.
Vücudun tükettiği oksijen ve enerjinin
önemli bir kısmı beyin tarafından
kullanılır. Sağlıksız beslenme,düzensiz uyku
,aşırı yorgunluk beynin fonksiyonlarını
yerine getirmesini engeller ve bellek
problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Yapılan araştırmalarda Ginkgo Biloba'nın
beyine giden kan dolaşımını arttırarak beyin
hücrelerine glukoz ve oksijen iletimini
desteklediği ortaya konulmuştur.
Ginkgo Biloba'nın güçlü bir antioksidan
olduğu bilinmektedir.Bu antioksidan etkinin,
Ginkgo'nun yapısında bulunan Flavon
Glikozitleri ‘nden, bellek üzerindeki olumlu
etkilerinin ise Terpen Laktonları ‘ndan
kaynaklandığı bilinmektedir.
Ginkgo Biloba,özellikle yaşlılıkla ortaya
çıkan hafıza problemlerinde, dikkat
dağınıklığı ve konsantrasyon
sorunlarında,dolaşım bozukluğundan
kaynaklanan kardiyovasküler rahatsızlıkların
ortaya çıkma sürecinin geciktirilmesinde
destekleyici olarak kullanılabilir.
Ayrıca Ginkgo Biloba Alzheimer hastalığının
başlangıcında,hastalığın ilerlemesini
yavaşlatır.Antioksidan etkisi nedeniyle göz
retinasını,serbest radikal hasarlardan
korur.
|
SARI KANTARON (Hypericum perforatum)
Sarı Kantaron (Hypericum perforatum); çok
yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği olan
bir çalı türü olup, Asya? dan Amerika? ya
kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal
olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle
kullanılan bir bitkidir. Bitki 25-60 cm
boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı
olduğu halde bir şemsiye biçimindeki
çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı
renkli ve kenarları siyah renkli guddeli
tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok
adette ve 3 demet halinde bir araya
toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı
tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak
noktacıklar halinde kolaylıkla görülür.
Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene,
pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri
(quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hypericin),
karoten (carotene), Vitamin C ve resin
içermektedir. Bu bitki hakkındaki modern
ilgi; 1997 yılında Newsweek dergisinde ve
sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan
makale ve yazılar ile ABD?de bazı TV
programlarında yapılan haberlerden sonra
daha da arttı denilebilir. Aslında bundan
yıllarca önce başta Almanya olmak üzere
birçok Avrupa ülkesinde bu bitki yan etkisiz
bir ?Doğal Antidepresan? olarak
kullanılıyordu. Depresyon önleyici olarak
kullanılmasının nedeni; Sarı kantaronun
içerisindeki başta hiperisin olmak üzere ve
diğer bileşikler sayesinde, beyin içerisinde
sinir uyarılarının iletiminde önemli seviye
artışı sağlamasıdır.
Yapılan araştımalara göre bitki birçok etken
madde içermekte olup; bunlardan en
önemlileri hiperisin (hypericin),
flavonoidler, taninler, resin ve
prosiyanidinler? dir. Hiperisin beyindeki
Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Teta
dalgaları normalde uyku esnasında meydana
gelirler ve derin düşünce veya meditasyon,
yüce duygular, memnuniyet ve yaratıcı
düşüncenin artması gibi şeylerle
ilişkilidirler. Sarı kantaron ile ilgili
çalışmalarda; endişe, kayıtsızlık,
uyuşukluk, fazla uyuma, uykusuzluk,
depresyon ve umursamazlık hissi gibi
semptomlarda olumlu gelişmeler görülmüştür
Faydaları ve Kullanım Alanları:
Anti-stres ve anti-depresyon etkilidir.
Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk,
umursamazlık ve çaresizlik duygularının
giderilmesinde yardımcıdır.
Uykusuzluk ve fazla uyuma problemlerinde
faydalıdır.
Yara ve yanıkların iyileşme sürecini
hızlandırmaya yardımcı olur.
Kronik yorgunluk sendromunda ve menopoz
dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin
giderilmesinde yardımcıdır..
UYARILAR: Hamile veya emziren kadınlar bu
ürünü kullanmadan önce doktorlarına
danışmalıdırlar. Herhangi bir anti depresan
ilaçla beraber kullanılmamalıdır.
Kullanım Önerisi: Gıda takviyesi olarak,
tercihen yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1
kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan
etkisi yoktur.
|
NAR (rümman)
Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden
Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı
kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe
dikenli bir ağaçcıktır. Yaprak kenarı ve
sapı kırmızımtıraktır.
Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar);
portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli,
çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının
etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde,
kök ve dal kabukları; nişasta, mannit,
reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin
ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan
ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.
Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. İshali
keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit
düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara
faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı
olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla
kullanmamalıdır. |
PROPOLİS
Propolis, arılar tarafından değişik ağaç
kabukları ve bitki yapraklarından toplanarak
kovanlara taşınan reçineli maddedir.Propolisin
oluşumunda arıların polen ve enzim katkısı
bulunmaktadır.Doğal antibiotik,antiseptik,antifungisttir.Arılar
propolisi kovan içinde ölen ve dışarı
atılmayan arıların izole edilmesinde
kullanarak, hastalıkların yayılmasını önler.
Arılar,peteği inşa ederken propolisi
balmumuyla karıştırıp petek ve kovan
yapımındada kullanırlar.
Propolis; %55 reçineler ve balsamlar,%30
mumlar,%3 polen,organik ve mineral
maddelerden oluşur.Ayrıca yapısında amino
asitler,vitaminler bulunur.Bioflavonoid
içeriği akaldan kat kat fazladır.Bioflavonoidler,vitamin
C’nin asimilasyonunda temel taştır.
Propolis; Bakteri ve enfeksiyonlara karşı
mücadelede mükemmel bir yardımcıdır, ayrıca
akyuvarların bakterileri harap etme işlemi
olan fagositozu kuvvetlendirir.Sadece gripte
değil,tekrarlayan çeşitli enfeksiyonlarda ve
zayıflamış bağışıklık sistemini
güçlendirmede oldukça yararlıdır. |
MİNERAL
DEPOSU SPIRULINA
Yüksek mineral ve protein içeriği ile mucize
yosun olarak tabir edilen Spirulina''nın,
bilinen protein kaynakları içinde en yüksek
değere sahip bir biyo-ürün olduğunu
düşünülüyor. Doç. Dr. Dalay, ''''Sığır
etinde yüzde 17.4, tavuk etinde yüzde 19,
sardalyada yüzde 20.6, alabalıkta yüzde
19.2, koyun sütünde yüzde 5.6, inek sütünde
yüzde 3.2, yoğurtta yüzde 4.8, yumurtada
yüzde 12.8 ve soyada yüzde 36.7 oranında
protein var. Spirulina''daki protein miktarı
ise yüzde 65-70 civarında'''' olduğunu ifade
etti.
Spirulina''nın içinde yüksek dozda A
vitaminine dönüşen B karotenin bulunduğunu
vurgulayan Doç. Dr. Dalay, B karotenin
kanser riskini azaltıcı ve tümör oluşumunu
önleyici bir etkisi olduğunu anlattı. Dalay,
Spirulina''nın B karotenin dışında akciğer
tümörünü azaltan Ca Spirulan maddesi
taşıdığını da belirtti.
Bunun yanısıra, Spirulina''nın zayıflama ve
diyetlerde de kullanıldığını bildiren Doç.Dr.
Dalay, Spirulinanın, vücudu beslerken aynı
zamanda yemeklerden önce alındığında tokluk
hissi vererek zayıflamaya yardımcı olacağını
bildirdi.
Mucize yosunun başta kanser olmak üzere
birçok hastalığa yakalanma riskini
azalttığını belirten Doç. Dr. Dalay, şunları
kaydetti:
''''Spirulina, kırmızı ve beyaz kan
hücrelerinin üretimini teşvik ediyor. Bu
özelliğiyle kansızlık tedavisinde
kullanılır. Ayrıca vücutta kolesterol
oranını düşürmek, kan basıncını ayarlamak,
hücre yenilenmesini sağlamak ve dinamizm
kazandırmak gibi işlevleri var. Gastrit
ülser gibi mide rahatsızlıkların tedavisini
de destekler.''''
Doç. Dr. Dalay, 1991''de yapılan bir
araştırmada, Çernobil kazası sonrası bazı
çocuklara Spirulina verildiğini ve bu
çocuklardaki radyasyonun düştüğünün
görüldüğünü kaydetti. Doç. Dr. Dalay,
Spirulina''nın AIDS tedavisinde kullanımına
yönelik çalışmalarda da umutlu sonuçlar
alındığını açıkladı. |
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ (GRAPE SEED)
Siyah üzüm tohumlarından elde edilen üzüm
çekirdeği çok güçlü bir antioksidandır.
Faydaları :
Damar duvarlarını onarır, kalp ritmini
düzenler,kalp krizi riskini azaltır.
Düzenli kullanımda varis oluşmuş damarların
tedavisinde kullanılır.
Beyin damarlarını güçlendirerek,beyine giden
oksijen miktarını arttırır.Bu etkisi ile
unutkanlığı azaltıp, konsantrasyonu
arttırır.
Yaşlılık belirtilerini azaltır.
Alzheimer için olumlu etkileri vardır.
Kolestrolü düşürür.
Romatizmal ağrılara iyi gelir.
Deri kırışıklığını azaltır.
Erkeklerde cinsel isteği arttırır.
Vücutta biriken serbest radikallerin,
vücuttan atılmasını sağlar Şeker hastalığı
ve yaşlanmaya bağlı göz sorunlarında olumlu
etkileri gözlenmiştir.
Selülitlerin tedavisinde etkilidir.
Düzenli kullanımlarda alerjilerin azaldığı
veya sona erdiği bilinmektedir.
Kullanım Şekli :
Sabah-akşam bir tatlı kaşığı öğütülmüş kara
üzüm çekirdeği besinsel takviye olarak bal,
pekmez, yoğurt veya su ile alınabilir.
|
YEŞİL ÇAY - Green Tea Extract
Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından
elde edilen bir çaydır. Yeşil çay, siyah
çayla aynı bitkiden ?Camellia Sinensis? ten
elde edilmesine rağmen; aralarındaki tek
farklılık, işleme tekniğinden kaynaklanır.
Yeşil çayın yaprakları, siyah çaya göre çok
daha az işlem görür. Yeşil çay bitkisinin
yaprakları, taze ve yeşil rengini kaybetmez.
Siyah çay bir oksidasyona maruz kalırken,
yeşil çay oksidasyona maruz kalmaz ve
içerisindeki antioksidan maddelerin
azalmasına karşı korunmuş olur (Referans15).
Her iki çayda da kafein bulunur, ancak yeşil
çaydaki kafein oranı daha düşüktür. Siyah
çayın da, yeşil çayın da antioksidan
özellikleri vardır, ancak daha az işlem
gördüğü için yeşil çaydaki antioksidan
miktarı daha fazladır
Faydaları ve Kullanım Alanları:
· Yeşil çay HDL (iyi kolesterol) seviyesini
yükseltirken, LDL (kötü kolesterol)
seviyesini düşürerek kolesterol dengesinin
kurulmasına yardımcı olabilir.
· Yeşil çay bağırsaklardaki arzu edilen
(faydalı) bakterilerin seviyesinin
yükseltilmesine ve sindirim sistemine
yardımcı olabilir.
· Antioksidan ve yaşlanma etkilerini
geciktirici (anti-aging) özelliğe sahiptir.
· Sigara kullanımının toksik etkisini
azaltıcı etkisi vardır.
· Kanser riskini azaltabilir.
· İçeriğindeki EGCg sayesinde, kanser
hücrelerinin gelişmesini önleyici etkiye
sahiptir.
· Yeşil çay tümörleri küçültebilir.
· Ağız kokusunun önlenmesine yardımcı
olabilir
· Kan damarlarını güçlendirir
· Kan şekerinin düşürülmesine yardım eder
· Diş çürümelerinin önlenmesine yardımcıdır
· Alzheimer ve Parkinson’ a karşı önleyici
etkisi vardır
· Anti enflamatuar ve hücre yenileyici
özelliği vardır.
· Artero-skleroz (Damar sertliği) riskini
azaltabilir.
· Damar sertliğine karşı koruyucu ve kılcal
damarları büzerek ödem oluşmasını önleyici
etkisi vardır
· Migreni hafifletici etkisi vardır.
· Virüslere karşı vücut direncini
arttırmaktadır.
Kullanım Önerisi: Yeşil Çay-Green Tea
Extract; 450 mg' lık standardize edilmiş(4
mg kafein, 200 mg EGCg) kapsüller halinde
sunulmuş olup, Gıda takviyesi olarak;
tercihen yemeklerle birlikte günde 1-2 defa
1 kapsül alınabilir. Önerilen dozlarda
bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. |
| |
|
|
|